Yiyecek İçecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yiyecek İçecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ucuz Poşet Çaylar Sağlığa Zararlı mı?

4 Aralık 2014 Perşembe yazildi.

Daha önce ucuz poşet çayların daha doğrusu çay poşetlerinin kanserojen olduğu konusunda bazı haberler çıkmıştı ancak, bu haberlerin kaynağı olarak herhangi bir bilimsel araştırma sonucu verilmemişti. Benim çay severleri uyarmak istediğim konu, ucuz çay poşetlerinde olduğu iddia edilen kanserojen maddeler değil. Bu yazının konusu, Derby Üniversitesi ve “İngiltere Kamu Sağlığı” kurumu tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, ucuz poşet çaylarda yüksek miktarda bulunan “florür”.

Poşet Çay ve Florür

Sonuçları İngiltere’nin en çok satan gazetelerinden biri olan “The Daily Telegraph”ta yayınlandıktan sonra büyük medya kuruluşlarının ilgisi çeken araştırmaya göre, daha çok süpermarket markası olarak bilinen ve diğer çaylardan daha ucuza satılan poşet çayların üretimde kullanılan çay yaprakları insan sağlığı açısından tehlikeli sayılabilecek kadar florür içeriyor. Aslında florür minerali sağlıklı diş ve kemikler için gerekli ancak, yüksek oranda alındığında “flor zehirlenmesine” yol açıyor. Flor zehirlenmesinin en sık rastlanan belirtileri ise dişlerde renk kaybı ve kemik ağrıları. Tabi 1-2 poşet çay içerek aşırı miktarda florür almak pek mümkün değil. Ancak ülkemizde tüketilen poşet çay miktarı düşünüldüğünde, uzun dönemde sadece ucuz poşet çaylar nedeniyle florür zehirlenmesi yaşamak pek de uzak bir ihtimal değil.

İngiltere’de yapılan çalışmada farklı süpermarketlerden alınan 35 adet farklı çay markasının (aralarında dünyaca ünlü markalarda var) poşet çayları incelenmiş. Araştırma sonucunda Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi”nin yaptığı açıklama şöyle:
Araştırma sonuçlarına göre, günde 1 litre ve daha fazla ucuz poşet çay tüketenler, uzmanlar tarafından önerilen günlük florür miktarından daha fazla florür tüketmektedir.
Çalışmayla ilgili rakamlarda mevcut ama kafa karıştırmak istemediğim için sadece sonuç cümlesini yazmak istedim. Rakamları merak edenler bu sayfada detaylı açıklamaları ve tabloları görebilirler.
Peki, neden ucuz poşet çaylar daha tehlikeli? Bunun nedeni olarak ucuz çay üreticilerinin üretim sırasında kaliteli markalara göre daha fazla olgun çay yaprağı kullanmaları. Olgun çay yapraklarında, taze yapraklara göre daha fazla florür bulunuyor.
Araştırma İngiltere kaynaklı olduğu ve ülkemizde böyle bir çalışma henüz yapılmadığı için şu anda bizim marketlerde satılan poşet çayların yüksek oranda florür içerip içermediği konusu net değil. Çok çay içiyorsanız ve genellikle poşet çay tüketiyorsanız, en azından Sağlık Bakanlığı bir araştırma yapana kadar güvendiğiniz, kaliteli markaların ürünlerini kullanın. Hatta çayınızı 1. sınıf açık çay yaprakları şeklinde almanız daha iyi olacaktır.

Gribe İyi Gelen Bitki Çayları

yazildi.


Üst solunum yolunun enfeksiyonu ile ortaya çıkan, viral bir hastalık olan grip, göğüs bölgesinde tıkanıklık, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve öksürük gibi belirtilere birlikte görülür. Grip, aynı zamanda ateşe, mide bulantısına ve kusmaya neden olabilir. Bitkisel çaylardan bazıları bu belirtilerin bir veya bir kaçının tedavisine yardımcı olmak için kullanılabilir. Zencefil, okaliptüs, nane ve mate çayları gribe iyi gelen bitki çayları arasında ilk sıralarda gösterilmekte.

Zencefil Çayı

Taze veya kuru zencefil ile hazırlayabileceğiniz, hoş kokulu bir çay olan zencefil çayı, göğüs tıkanıklığını açmak ve grip ile bağlantılı nazal konjesyonu hafifletmek için idealdir. Ayrıca zencefil içinde bulunan bileşenler, vücudunuzun viral hücrelere karşı direncini arttırarak grip ve soğuk algınlığından kurtulma sürecini hızlandırabilir. Kuru zencefil yerine taze dilimlenmiş zencefil kullanırsanız çayınız daha etkili olacaktır. Hazırladığınız çaya bir kaç damla limon eklemek vücudunuza hastalık sırasında ihtiyaç duyduğu C vitamini takviyesini sağlar. Fazla zencefil çayının mide ekşimesine neden olabileceğini unutmayın. Zencefil çayının faydaları sayfasında zencefil çayının diğer faydaları, yapılış şekli ve yan etkileri konusunda daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Okaliptüs Çayı

Avustralya kıtasına özgü bir bitki olan ancak günümüzde dünyanın pek çok bölgesinde yetiştirilen okaliptüs, göğüs ve burun tıkanıklığı başta olmak üzere gribin belirtilerini hafifletmek için kullanılabilir. Avustralya yerlilerinin (Aborjinler) yüzyıllardır yüksek ateş tedavisinde kullandığı okaliptüs çayı balgamı söker ve göğüs bölgesini rahatlatır. Okaliptüs çayının buharını solumak burun tıkanıklığına ve akıntısına iyi gelir. Okaliptüste bulunan “ökaliptol” adlı kimyasal bileşenin grip virüsünü normalden çok daha kısa sürede ortadan kaldırdığına inanılmaktadır. Okaliptüs çayı sayfamızda bu çayın nasıl hazırladığı, hangi sağlık sorunlarına iyi geldiği ve yan etkileri ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Nane Çayı

Nezle ve grip için ülkemizde de popüler olarak kullanılan nane çayı (limonla birlikte) öksürüğü hafifletirken tahriş olan boğazı yumuşatır. Ticari olarak üretilen pek çok burun açıcı ve öksürük ilaçları içinde de aktif bileşen olarak kullanılan nane, gribe neden olan virüslerin yayılmasını önleyici antiviral özelliklere sahiptir. Nane çayının normal dozlarda tüketiminin bilinen bir yan etkisi yoktur ancak yüksek miktarda nane tüketimi toksik etki yaratabilir. Nane çayı sayfamızda nane çayının demlenmesi, tarihi, sağlığa faydaları ve yan etkileri konusunda detaylı bilgileri bulabilirsiniz.

Diğer Çaylar

Güney Amerika yerlileri tarafından C vitamini eksikliğine bağlı, genel zayıflık, anemi, şişmiş ve kanamalı dişetleri ile karakterize bir hastalık olan “iskorbüt” tedavisinde kullanılan mate çayı yüksek C vitamini içeriği ile grip nedeniyle zayıf düşen vücudu canlandırmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılabilir. Ancak mate çayında kafein bulunur ve gece belli bir saatten sonra içerseniz uykunuz kaçabilir. Yine yüksek miktarda C vitamini bulunan limon çayı ve kuşburnu çayı gripten daha kısa sürede kurtulmak için tüketilebilir. Viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ekinezya çayı hastalık nedeniyle şişen boğazı yumuşatır ve kuru öksürüğü hafifletir. Mineraller bakımından zengindir ve A, B ve E vitaminleri içerir.

Önlemler

Gribe iyi gelen çaylar her ne kadar antioksidanlar, vücudu güçlendiren vitamin ve mineraller içerse de diğer bileşikleri bazı yan etkilere neden olabilir. Bu nedenle bitkisel çayları içindekileri incelemeden gözü kara bir şekilde, fazlaca içmenizi önermiyoruz. Düzenli ilaç kullanıyorsanız içmek istediğiniz bitki çayının sizin ilaçlarınızla etkileşimi hakkında doktorunuzdan bilgi almalısınız. Gebelik ve emzirme dönemi gibi hassas dönemlerde herhangi bir bitkisel ürün takviyesi kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.

Nane Çayının Faydaları

yazildi.

Yağı, suyu ve kurutulmuş yaprakları çeşitli sağlık koşullarını iyileştirmek için kullanılan nane günümüzde modern tıpta faydaları kabul görmüş ve üzerine bilimsel araştırmalar yapılan sayılı bitkiler arasındadır. Günlük yaşamda sakızlara, içeceklere, yemeklere aroma vermek amacıyla kullanılan nane hazımsızlık, gaz, sindirim sistemi sorunları başta olmak üzere pek çok rahatsızlığın tedavisinde etkili bir çözüm olarak kullanılır. Nane yıl boyunca bulunabilir ancak en iyi ve en güçlü nane sıcak havada yetişir.
  • Nane çayının buharını solumak burun tıkanıklığını giderir ve sinüsleri açar
  • Boğaz kuruluğuna iyi gelir
  • Gaz gidericidir
  • Safra taşı çözer
  • Mide bulantısını alır
  • Kusmayı geçirir
  • Mide ekşimesini azaltır
  • Sindirime yardımcı olur
  • Ağız kokusunu alır
  • Kas ağrılarını hafifletir
  • Kronik ağrıyı azaltır
  • Soğuk algınlığının daha çabuk geçmesini sağlar
  • Alerjik öksürüğe iyi gelir
  • Astıma iyi gelir
  • Stresi azaltır
  • Sakinlik verir
  • Hazımsızlığı giderir
  • C vitamini yönünden zengindir
  • Antioksidan etkisi vardır
  • Omega 3 yağ asidi yönünden zengindir

Nane Çayı Nasıl Hazırlanır?

Yemeklerinizde kullandığınız taze nane yapraklarını elinizle 3-4 parçaya ayırarak bir tepsiye yayın ve 24 saat bekletin. 24 saat sonunda yapraklar kurumuş ve çıtır çıtır olmalı. Eğer 24 saat sonunda yapraklar tam kurumadıysa 1 gün daha bekletin. Daha sonra bir demlik kaynamış suya 2-3 çay kaşığı kurutulmuş nane yaprağı atarak ateşin üzerinden alın. 10-20 dakika arası demlenmesini bekledikten sonra yaprakları süzerek çayınızı içebilirsiniz. Nane çayına limon yakışır ancak daha tatlı olmasını isterseniz yarım çay kaşığı bal ekleyebilirsiniz.

Nanenin Sağlığa Faydaları

Nanenin geleneksel olarak mide ve sindirim rahatsızlıklarında kullanımı günümüzde kansere karşı koruma alanında yapılan çalışmalarla genişletilmiş durumda. Özellikle nane yağı içerisinde bulunan bazı bileşenlerin kolon, deri ve akciğerler kanseri oluşumuna karşı koruma sağladığı yönünde bazı araştırmalar bulunmaktadır. Hayvan denekler üzerinde olumlu sonuçlar alınan bu araştırmalar henüz insanlar üzerinde yapılmamış olduğu için faydaları netlik kazanmamıştır.
Nane çayının sakinleştirici özelliği uykuya geçişi kolaylaştırmaktadır ve bu nedenle uyku bozuklukları tedavisinde yardımcı olarak kullanılabilir. Saman nezlesinin neden olduğu hapşırık, kuru öksürük, burun kaşıntısı gibi belirtileri hafifletir. Nane yağı pek çok bakteri türünün yayılmasını engeller. Aynı şekilde mantar hastalıklarının yayılmasını engellemek içinde kullanılır.
Nane içinde bulunan rozmarinik asit astım tedavisinde kullanılır. Antioksidan etkisiyle pek çok rahatsızlığa yol açan serbest radikallerle savaşır. Nane buharını solumak solunum yollarını açar.
Manganez, A vitamini, C vitamini, beta karoten yönünden zengindir. Bu özelliği ile kolorektal kanser riskini azaltır. C vitamini ile hücrelerde meydana gelebilecek hasarları en aza indirir. Beta-Karoten ve diğer karotenoidler, kolon kanseri ve rektal kansere karşı koruma sağlar.

Nanenin Tarihi

Mutfakta ve sağlık amaçlı kullanımı binlerce yıl önceye dayanan nane Yunan mitolojisinde de yer almaktadır. Karakteristik kokusu ile tarih boyunca pek çok popüler parfümde kullanılmasını sağlamış. Pek çok kültürde misafirperverliği sembolize eden nane halen Orta Doğu’da misafirlere ilk ikram edilen içecek olarak kullanılmaktadır.
Avrupalı yerleşimciler gelmeden çok önce Amerikan yerlileri tarafından kullanılan nane ticaret gemileriyle bu kıtadan taşınarak Avrupa’da yayılmış ve yemeklerin yanı sıra tedavi amaçlı olarak kullanılmaya başlanmış.
Günümüzde naneyi taze yapraklı, kurutulmuş, tablet, sıvı ve yağ şeklinde bulmak mümkün.

Nanenin Yan Etkileri

Nanenin faydalarının yanı sıra ne kadar tüketilmesi gerektiğini ve olası yan etkilerini de öğrenmekte fayda var. Reflü şikayeti olanların nane çayı içmesi veya taze nane tüketmesi göğüste oluşan yanmayı arttıracağı için tavsiye edilmez. Az görülmekle birlikte nane bazı insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu alerjik reaksiyonların belirtileri arasında solunum güçlüğü, kaşıntı, boğaz kapanması, dudakların kuruması, dil ya da yüzün şişmesi sayılabilir. Böyle bir durumda acilen doktorunuzu arayınız.
Yüksek nane konsantresi içeren (nane yağı gibi) ürünler mide yanmasına ve ağız tahrişine yol açabilir.

Okaliptüs çayı

yazildi.

Avustralya’ya özgü bir ağaç olan okaliptüs ağacının 700’den fazla türü bulunmaktadır. Avusturalya dışında Yeni Gine ve Endonezya’nın bazı bölgelerinde doğal olarak yetişen ağaç günümüzde Amerika, Avrupa, Afrika, Akdeniz, Orta Doğu ve Çin’in tropikal iklime yakın bölgelerinde yetiştirilmektedir. Okaliptüs adı Yunanca “iyi” anlamına gelen “eu” ve “korunan” anlamına gelen “kalyptos” sözcüklerinden türemiştir. Yüzyıllardır çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan ağaç hızlı büyüdüğü için mobilya sektöründe de kullanılmaktadır. Sağlık amaçlı kullanımında ilk sıralarda bronşit, nezle ve grip gibi hastalıklar gelmektedir.
  • Öksürüğe iyi gelir
  • Bronşit tedavisinde kullanılır
  • Nezle, grip tedavisinde kullanılır
  • Dişeti hastalıklarına karşı koruma sağlar
  • Boğaz ağrısına iyi gelir
  • Ağız kokusunu önler
  • Kan şekerini düşürür
  • Harici olarak cilt üzerindeki yaraların tedavisinde kullanılır

Okaliptüs Çayı Nasıl Hazırlanır?

Okaliptüs çayını hazırlamak için 1 bardak kaynamış suyun içine 1-2 çay kaşığı kurutulmuş okaliptüs yaprağı atın ve 10 dakika demlenmesini bekleyin. Dilerseniz balla tatlandırabilirsiniz. Okaliptüs çayının fazla tüketimi mide bulantısı, kusma ve ishale yol açabileceği için günde 2-3 bardaktan fazla tüketilmesi tavsiye edilmez. Eğer çayı astım ya da bronşit için hazırlıyorsanız 1 gram kadar kekik yaprağı katarak etkisini arttırabilirsiniz.

Okaliptüsün Sağlığa Faydaları

Okaliptüs yaprakları öksürük ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan öksürük şurubu, ciğer açıcı balsamlar ve pastil gibi pek çok ticari ilacın içinde yer almaktadır. Uzmanlar taze ve kurutulmuş okaliptüs yapraklarından hazırlanan çayı boğaz ağrısı, sinüzit ve grip tedavisi için tavsiye etmektedir. Okaliptüs yaprağından elde edilen yağ burun tıkanıklığında kullanılabilir.
“Cineole” adındaki antiseptik bakımından zengin olan okaliptüs yağı nefes kokusuna neden olan bakterileri öldürür. Bu nedenle antiseptik ağız gargaralarında sık kullanılır. Bitkinin dişeti çekilmesini ve plak oluşumunu yavaşlattığı bilinmektedir.
Cilt üzerinde çıban, sivilce ve yaraların tedavisinde kullanılır. Bitkinin yağı böcek kovucu özelliğe sahiptir.
Bu alandaki klinik araştırmalar yetersiz olmakla birlikte okaliptüs yaprağı geleneksel olarak yüksek kan basıncını düşürmek için kullanılmaktadır.

Okaliptüsün Tarihi

Muhtemelen Avrupalı kaşifler tarafından görülen bitki il olarak 1770 yılında Joseph Banks ve Daniel Solander tarafından botanik kayıtlara geçirilmiştir. Tazmanya bölgesine 1777 yılında yapılan seferde bitki örnekleri toplanmış ve İngiltere’deki “British Meseum”a götürülmüş. Bitkiye adı, bu numuneyi inceleyen Fransız botanikçi L’Héritier tarafından verilmiş.
Avustralya kıtası yerlileri “Aborjinler” tarafından yara ve mantar enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bitki Avrupa kıtasına geldikten kısa süre sonra ateşi düşürmek, ciğerleri açmak ve grip tedavisinde kullanılmaya başlandı. Tüm dünyaya yayılan bitki geleneksel Çin tıbbında, Ayuverda (Hint) tedavilerinde önemli bir yer edindi.

Okaliptüsün Yan Etkileri

Okaliptüs yağı harici olarak cilt yüzeyinde kullanıldığında genel olarak güvenli kabul edilir. Ancak okaliptüs yağının ağız yoluyla kullanımı zehirlenmelere yol açabilmektedir. Okaliptüs yağı çocuklarda yüz, burun ve göğüs bölgesine sürülmemelidir. Astımı, böbrek veya karaciğer sorunları ve düşük kan basıncı olanların okaliptüs ürünleri kullanmaya başlamadan önce doktora danışmaları önerilir. Emziren ve hamile kadınlar okaliptüs yağı ve çayı tüketmemelidir. Okaliptüs çayının aşırı tüketimi mide bulantısı ve kusma gibi yan etkilere yol açabilir. Düzenli olarak ilaç kullananların okaliptüs yağı ya da çayı tüketmeye başlamadan önce olası yan etkileri hakkında bilgi almak için doktora danışmaları gerekir.

Zencefil Çayının Faydaları

yazildi.

Anavatanı Asya’nın tropikal bölgeleri olan zencefil Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan, Jamaika, Batı Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri’nin tropikal bölgelerinde de yetiştirilmektedir. Çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde ve yemeklerde baharat olarak kullanılan zencefil ekildikten 6 ile 20 ay sonra hasat edilir. Beyaz (bazen sarıya çalan yeşil) çiçekleri orkideye benzer. Zencefilin kullanılan bölümü toprak altında bulunan bej renkli kök-sapıdır.
Bilimsel adı Zingiber officinale olan zencefilin sağlık için faydaları bileşenlerinin gingerols ve shogaols gibi fenoller ve uçucu yağlar olduğu düşünülmektedir.
  • Mide bulantısını geçirir
  • Deniz tutmasına iyi gelir
  • Sindirimi hızlandırır
  • Baş dönmesine iyi gelir
  • Gazı azaltır
  • Kronik ağrıları azaltır
  • Kas ağrılarını hafifletir
  • Romatizma ağrılarına iyi gelir
  • Solunum yollarını açar
  • Alerjik reaksiyonları azaltır
  • Soğuk algınlığı belirtilerini hafifletir
  • Kan şekerini düşürür
  • Kan dolaşımını güçlendirir
  • Hazımsızlığa iyi gelir
  • Adet ağrılarını azaltır
  • Boğaz ağrısına iyi gelir
  • Terlemeyi arttırarak ateşi düşürür

Zencefil Çayı Nasıl Hazırlanır?

4 bardaklık zencefil çayı hazırlamak için yaklaşık 4 santim uzunluğunda bir zencefilin kabuğunu temizleyin. Hazırladığınız iyi suyu kaynatın ve ince zencefil dilimlerini suyun içine atın. Tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte 15-20 dakika kadar tuttuktan sonra zencefil dilimlerini süzerek çayınızı içebilirsiniz. Tatlandırmak için limon dilimleri ve bal kullanabilirsiniz.

Zencefilin Sağlığa Faydaları

Zencefilin pek çok geleneksel kullanımı bulunmasına karşın son yıllarda araştırmalar mide bulantısına karşı etkileri, osteoartrit ağrıları azaltma ve kansere karşı korunma sağlaması üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak bu bilimsel çalışmalar tüm uzmanlar tarafından kabul görecek sayıda değildir. Zencefil halk arasında mide rahatsızlıkları, sindirime yardımcı olmak ve kalp sağlığını korumak amacıyla uzun yıllardır tüketilmektedir.
Zerdeçal ile aynı aileden gelen zencefil sindirim enzimlerini teşvik ederek gastrik sıvıların salınmasını dolayısıyla sindirimin hızlanmasını sağlar. Yüksek potasyum içeriği ile kemik sağlığını korur, kas güçsüzlüğüne iyi gelir, konsantrasyonu arttırır ve böbrek hastalıklarına karşı koruma sağlar.
Kan inceltici özelliği ile sirkülasyonu arttırır. Aspirine göre avantajı mide için herhangi bir zararının bulunmaması aksine mideyi yatıştırıcı özelliğidir. Kan dolaşımını arttırıcı etkisi kalp hastalıklarına karşı kullanılmasının ana nedenidir.
Zencefil günümüzde pek çok doktor gebelik döneminde sabahları, deniz tutması ve kemoterapi nedeniyle meydana gelen kusmaya karşı zencefil çayı önermektedir. Almanya’da reçetesiz ilaç olarak kullanılmakta ve Amerika Birleşik Devletleri’nde beslenme desteği olarak tavsiye edilmektedir.
Zencefili kurutulmuş ya da taze kök olarak, kökten buharla damıtılan yağ şeklinde toz, ekstre, yağ formalarında bulabilirsiniz.

Zencefilin Tarihi

Asya, Hint ve Arap kültürlerinin bitkisel şifa geleneklerinde binlerce yıldır kullanılan zencefil tarih boyunca pek çok hastalığa çare olarak görülmüştür. Örneğin Çin’de 2000 yıldır mide rahatsızlıkları, ishal ve mide bulantısına karşı kullanılmaktadır. Yemeklerde kullanımı ile popülerlik kazanması 13 yüzyılda gerçekleşmiştir. Yine bu yüzyılda tüccarlar tarafından Avrupa’ya getirilmiş ve başta mide sorunları olmak üzere gaz ve deniz tutmasına karşı kullanılmaya başlanmış.
Romalılar döneminde değiş tokuş sistemi içerisinde önemli bir değere sahip olan zencefilin bir kilosunun bir koyuna eşdeğer olduğuna dair belgeler bulunmaktadır.

Zencefil Çayının Yan Etkileri

Zencefilin yan etkileri nadir olarak görülmekle birlikte fazla miktarda tüketimi ishale, göğüste yanma hissine ve ağızda tahrişe neden olabilir. Kapsül formunda kullanıldığında mide ekşimesine ve gaza neden olabilir.
Safra taşı bulunanlar zencefil çayı içmeye başlamadan önce doktora danışmalıdır. Kan inceltici özelliği bulunan zencefil cerrahi operasyonlardan önce ve sonrasında kullanılmamalıdır. Aynı özelliği nedeniyle kan inceltici ilaçlar ile birlikte kullanılması tavsiye edilmez.
Kalp ve şeker hastalığı bulunan kişilerin zencefil ürünleri kullanmadan önce doktor tavsiyesi alması gerekir. Tansiyon ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır.
Zencefilin hamilelik döneminde yaşanan mide bulantılarına iyi geldiği yönünde bazı çalışmalar bulunmasına karşın bu araştırmalar yeterli sayıda olmadığı için bu dönemde kullanmak için doktorunuza danışmalısınız.

Ispanaktaki demir insanı gerçekten güçlü kılar mı hakkında faydalı bilgiler

6 Kasım 2014 Perşembe yazildi.



Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.
Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adaleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis'in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.
Birincisi, içindeki okzalik asilin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.
Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.
Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.
Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.

Yemeğinize sinek düşse ne olur ?

yazildi.

Hadis muhtelif tariklerden gelmiştir. İbnu Mâce'de, Ebû Saîdi'l-Hudrî (radıyallahu anh)'tan yapılan rivayette "Sineğin iki kanadının birinde zehir, diğerinde şifa vardır. Eğer bir yemeğe düşerse, onu içine iyice batırın (sonra çıkarıp atın). Çünkü o,  önce zehirli (kanadını banar), şifa(lı  kanadı) geri bırakır." buyrulmuştur.
Bu rivayetten anlaşılacağı üzere, tamamını batırma emri, sineğin dışta kalan kanadındaki şifanın yemeğe geçmesi içindir. Çünkü hadis, zehirli kanadı üzerine düşerek öncelikle onu yemeğe batırdığını, diğer kanadı dışarıda kaldığı için o kanattan geçen zehiri zararsız kılacak şifanın (panzehirin) gerideki kanatta kaldığını belirtmektedir. Tamamı batırılınca dışarıda kalan kanattaki panzehir de yemeğe geçeceği için, öbürünün vereceği zarar bertaraf edilmiş olmaktadır.
Bezzâr'ın bir rivayetine göre, Enes (radıyallahu anh)'ın kabına sinek düşer. Enes sineği parmağıyla üç kere batırır ve "Bismillah" der, sonra da "Resulullah bize böyle yapmamızı emretti!" açıklamasında bulunur

"Sofraya oturdunuz ve yemeğinize bir sinek düştü. Bu esnada iki seçeneğiniz vardır. Birincisi, yemeği komple döküp eğer varsa yeniden ilave etmek. İkincisi sineği yemekten çıkarıp o bölgeden 2-3 kaşık yemek dökerek tekrar yemeğe devam etmektir.

Doğru olanı nedir? Hiçbiri. Yemeğe düşen sineği yemeğin içerisine batırıp tekrar çıkarmanız ve sineği atmanız gerekiyor. Daha sonra rahatlıkla yemeği tüketebilirsiniz. Çünkü suya ve yemeğe düşen bir sinek her zaman bir kanadını batırır ve diğer kanadını dışarıda tutar. Sineğin bir kanadında zehir(bakteri) ve diğer kanadında panzehir bulunur. Sinekler genelde düştüklerinde zehirli bölgeyi içerisine batırır. Siz, emin olmanız açısından sineği komple yemeğe batırıp çıkarırsınız ve zehirlenmeyi-pisliği önlemiş olursunuz. Sineği çıkardıktan sonra kaşığınızla yemeği karıştırırsınız ve gönül rahatlığı ile yemeği tüketirsiniz."

Lolipop şeker yapımı hakkında faydalı bilgiler

5 Kasım 2014 Çarşamba yazildi.

Malzemeler
  2 su bardağı toz şeker
 1 su bardağı kadar (tam dolu olmayacak) su
 1 tatlı kaşığı limon suyu
    İsteğe göre gıda boyası

Lolipop Şeker Yapılışı
1. Adım
Önce su,şeker ve limon suyunu bir tencereye alalım ve şekeri eritelim.

2. Adım
Kaynayan şurubun şeker kıvamına gelip gelmediğini anlamak için soğuk suyun içine bir damla damlatıp katı bir hal alıp almadığına bakalım. Eğer katılaşıyorsa şeker kıvamında demektir.

3. Adım
Gıda boyası ekleyip tahta bir kaşıkla hızlıca karıştıralım.

4. Adım
Yağlı kağıdın üzerine yuvarlak şekillerde döküp çubuk yerleştirelim.

5. Adım
Soğumasını bekleyelim. Afiyet olsun....

Halleyli Pasta Yapımı hakkında faydalı bilgiler

yazildi.

1 poşet krem şanti
1 paket 10 lu halley
İsteğe göre kuru üzüm, ceviz, fındık, muz vb ekleyebilirsiniz
Krem şantiyi çırpın. İçine halleyleri ekleyin.Ceviz, fındık, muz,  kuru üzüm istediğinizi ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun.

Ev Ketçabı hakkında faydalı bilgiler

yazildi.

Malzemeler
1 kilo domates
2 orta boy kuru soğan
2 diş sarımsak
34 adet tane karanfil
56 adet tane karabiber
Yarım çubuk tarçın
1-2 defne yaprağı
I tatlı kaşığı tatlı kırmızıbiber
3 yemek kaşığı zeytinyağı
A yemek kaşığı elma sirkesi
1 dolu tatlı kaşığı tuz
2 yemek kaşığı şeker

Hazırlanışı
Domatesleri dörde bölün. Soğan, sarımsak ve baharatları kalın tabanlı bir tencereye aktarın.
Kısık ateşte 1-1.5 saat kadar pişirin.
Soğumaya bırakın. Domatesleri süzgeçten geçirin.
Yine tencereye aktarın. Zeytinyağı, sirke, tuz ve şekeri ilave ederek kısık ateşte suyunu çekip, kıvam alana değin pişirin.
Sıcakken cam kavanozlara aktarın.
Kapağını kapatıp ters çevirin. Soğuyunca kavanozları düz çevirin ve buzdolabında saklayın.

Elma Cipsi tarifi hakkında faydalı bilgiler

yazildi.

Pişirme süresi gözümü korkutsa da, harika bir atıştırmalık olabileceğini düşünüyorum… Granny Smith elmalar bu cipsleri hazırlamak için çok uygunlar. Elmalar için size gereken ise, kağıt kalınlığında dilimler yapmanızı sağlayacak tipte bir rende; çünkü elmalarınız ne kadar ince dilimlenirse, o kadar cipse benzeyecektir.






Malzemeler:

- 1 su bardağı toz şeker (yaklaşık 200 gram)
- 1 su bardağından 2 parmak az su
- 2 elma (tercihen yeşil Granny Smith)

Elmaları ister kabukları ile birlikte, isterseniz kabuklarını soyarak dilimleyebilirsiniz. Ancak kabuklu dilimlerin, fırında biraz kıvrılma ihtimalleri olabilir. Küçük bir tencerede suyu ve şekeri şerbet kıvamına gelinceye kadar kaynatın. Elmaların ortasındaki çekirdekli kısmı, çekirdek çıkarmaya yarayan bıçak yardımıya çıkartın.
Rende yardımıyla mümkün olduğunca ince dilimler hazırlayın. Elma dilimlerini kaynar şurubun içine atın ve 2 dakika boyunca kaynatın. Tencereyi ateşten alın ve elmaları en az 30 dakika (şurup soğuyuncaya kadar) şurubun içinde bırakın. Fırını 80 derecede ısıtın. Bir fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Elma dilimlerini şurubun içinde yavaşça çıkarıp, tepsiye dizin. Dilimler kızarıncaya kadar 80 derece fırında pişirin. (Yaklaşık 2 saat sürebilir.)

Yasal Uyarı

Uyarı: birbilgivar.blogspot.com.tr  sitesinde yayınlanan tüm içerikler ile sorulara verilen cevaplar ve sitemizde yayınlanan yazılar ile imajlar yalızca aydınlatma amaçlıdır. Bu sayfa doktor muayenesi ve doktor konsültasyonunun yerini almayı amaçlamamaktadır. Hastalıkların tanı ve tedavisi, ancak doktor muayenesi ile mümkündür. Siz takipçilerimize anlattığımız bilgiler, tavsiye niteliğinde olup, reçete veyahut tedavi yöntemlerinizi değiştirmeye yönelik değildir. Sunulan bilgilerin yanlış yorumlanması ve bu sebeple maruz kalabileceğiniz mağduriyetten sitemiz yasal yükümlülük altında olamaz. Doğru bir teşhis konması ve tedavi için hasta ve doktorun birebir görüşmesi gerekmektedir. Bu sitede sunulan bilgilerin uygulanmasının yükümlülüğü tümüyle sitemize gelen ziyaretçiye aittir. İletişim : temiz.kalp@hotmail.com